
30 Mayıs 2010 Pazar
14 Mayıs 2010 Cuma
Kıyamet Sinemalarda...
13 Mayıs 2010 Perşembe
Geçmiş Olsun Sümeyra

Keşke bir mağaraya sığınabilsem
Saçak altına sığınamayacak kadar tehlike altındayım
Çok bomba var dışarıda
Cesetler saçılmış etrafa
Üstelik hepsi de canlı!
Acı kokuyor hava
Bacalar günah tütüyor
Vurulan yerde bitmiyor güller
Sadece kalpleri kanatıyor dikenler
Keşke bir mağaraya sığınabilsem
Kehf ashabı ile uyusam
Sonra uyansam
Tehlike geçmiş olsa
Geçmiş olsun Sümeyra…
Ölüm Nasıl?
Ağlayarak mı arşınlamalı yolları?
Susarak mı kurşunlamalı kuşları?
5 Mayıs 2010 Çarşamba
İnsan Dört Zindanda Dine Karşı Din Kuran Bir Hayvandır

3 Mayıs 2010 Pazartesi
Bilgisiz Eleştiri/Bilgesiz Toplum
İnsan bilmediğinden korkar ve yine insan bilmediği ve korktuğu şeyi yok etmek adına var gücüyle eleştirir. Neden eline bir silah alıp da vurmaz, neden eleştirir? Çünkü modern zamanların fikirleri, hele ki bilgi toplumunun zararlıları! silah ile dirilip eleştiri ile yok olabilirler. Ve bunu bilenler var güçleriyle, yok etmek istediklerini değersizleştirme eylemine girişirler. Ve sonuçta sıfıra sıfır tadında bir zafer! olur.
Vurun abalıya makamından üniversite gençliğini ithama kalkışmak istemem lakin ortada duran sosyolojik realite ibresi de bu noktada mıhlanmış duruyor. Elbette ki bu durumun müsebbibini gençlik diye adres gösterip işin içinde sıyrılmak kolaycılığına kaçmayacağım. Bu gençliği oluşturan dinamiklere bakacağım. Evvela cumhuriyet sonrası ortaya çıkan grupların zenci-beyaz çatışmasına dönüşen ilişkileri fikir denilen şeyin nasıl ucuza gittiğini gösterebilir. Dört bir yanımızın, sağımızın, solumuzun, önümüzün ardımızın düşmanla çevrili olduğuna inandırıldığımız bir ortamda başkaca bir anlayışın filizlenmesi beklenemezdi. İşte bu düşman öteki ya da bize yakın gelmeyen tüm metaforlara karşı gelişen formül de kaçınılmaz olarak bu oluyor: Değersizleştirmek=Eleştirmek=Yok etmek. Dönemsel olarak dünya büyük bir değişim/dönüşüm geçirirken bizim hala gösterilen düşmana vurmamız komik oluyor. Belki de düşmanı yok etmekle harcayacağımız zamanı ilerlemek için harcayabilirsek bu komiklikten kurtulabileceğiz.