19 Şubat 2010 Cuma

Nijer'de Paşa Paşa Darbe Oldu!


Afrika ülkesi Nijer'de öğleden sonra çıkan karışıklığın nedeninin Binbaşı Adamou Harouna tarafından düzenlenen askeri darbe olduğu ortaya çıktı.Nijerli askeri kaynaklar, darbenin Binbaşı Harouna tarafından düzenlendiğini ve başarılı olduğunu söyledi.Ordu kaynakları da Devlet Başkanı Mamadou Tandja'nın isyancı askerlerce tutuklandığını belirterek, Devlet Başkanı ve bakanlarının devlet başkanlığı sarayından çok uzak olmayan bir yerde tutulduklarını kaydetti.Nijer'den öğle saatlerinde bakanlar kurulu toplantısının yapıldığı devlet başkanlığı sarayından silah sesleri duyulduğu ve dumanlar yükseldiği haberleri gelmeye başlamış, batılı kaynaklar bunun darbe girişimi olabileceğini söylemişti.Bu arada normal yayınına devam eden devlet radyosunun darbenin ardından askeri marşlar çalmaya başladığı bildiriliyor.

Askeri marşlar çalındığında ne hisseder bir insan.Bir kabile yönetimi,bir demokratik devlet,az gelişmiş ülke,çok gelişmiş ülke.İktidar hırsı insanlara özgü zira,sırtlanların da iktidarı vardır ama onun da bir kanunu vardır. Kanunsuz ormanda hak da hukuk da kış uykusundadır.Bir yazları gelir,o da kavurur gider.Bizim sürrealist dönem darbecilerini Nijer'e eğitime göndermek gerektiği kanaatindeyim.En azından 12 Eylül'den 28 Şubat'tan sonra ne oldu da olmadı onu görmelerini sağlarız.Orası geri kalmış bir ülke biz demokratikleşmeye mi çalışıyoruz dediniz.Asker darbe yapamadıktan sonra demokratikleşsek ne olur azizim.Bu çağda bu kafa yazık sana!Aslında Nijer ile birleşip ortak bir devlet kurabiliriz.Sivil yöneticilerin hepisini de bir adaya doldurup kaçarız.Askerimizle beraber yaşarız.Bence darbe yapmak serbest olsun.Özgürlük , iste isteyebildiğini.Oy liberalizm!Gözünü seveyim...


14 Şubat 2010 Pazar

14 Şubatta Dünyayı Yakalım


Şu benim divane gönlüm yine hubdan huba düştü…

Mahcemalin şulesinden, çalkalanıp göle düştü…

Bugün 14 Şubat…

Sokağa çıkma yasağı ilan ettim kendime

Kalbime sıkıyönetim uygulayacak bir yasa çıkardım

Gönlümün meclisinde

Ve

Niyetliyim sadece bugün sevmemeye!

Ve

Niyetliyim dünyayı ateşe vermeye!

Bugün aşk hakkında bildiğim ne varsa unutmak istiyorum

Çarşı Pazar dolanıp aşk arayanlara acıyarak bakmak

Ve ağlamak istiyorum.

Gözyaşlarımla kalbimi yıkamayı

Ve kalbimi 14 Şubat kirinden arındırmayı diliyorum.

Aşk pazara düşüp kapitalizme yem oldukça,

Ben ruhumu kirlenmiş hissediyorum.

Sana karşı daha bir hissizleşiyorum…

Sadece yaktığım ateşin içinde yanmayı diliyorum.

Bugün 14 Şubat…

Sokağa çıkma yasağı ilan ettim kendime

Kalbime sıkıyönetim uygulayacak bir yasa çıkardım

Gönlümün meclisinde

Ve

Niyetliyim sadece bugün sevmemeye!

Ve

Niyetliyim dünyayı ateşe vermeye!

Bugün varlık ile yokluk arasında gidip gidip gelmek istiyorum.

Tüm kalpli yastıkları, çiçekleri, pırlantaları, güllü afişleri,

Aşk pazarlayan kapitalist dükkânların camını çerçevesini,

Aşk şiirlerini, şarkılarını, romanlarını, filmlerini, öykülerini,

İnternet sitelerini, gazetelerin sevgililer günü eklerini, sahte âşıkları

ve dünyayı

ve seni ateşe vermek istiyorum.

Sadece bugün yaktığım ateşte ölmek

Ve

Ertesi gün yeniden dirilmek istiyorum.

İstiyorum ki

Aşktan zerrece anladığını düşünenler gerçekten Allah’a iman etsinler!

Ve

Diliyorum ki

Aziz Valentine anısına bu ayine katılmayıp, Aciz Mecnun dedemin ruhuna bir Fatiha yollasınlar!

Yusuf’u kaybettim Kenan ilinde, Yusuf bulunur Kenan bulunmaz

Bu aklı fikr ile Leyla bulunmaz, bu ne yâredir ki çare bulunmaz

Aşkın pazarında canlar satılır, satarım canımı alan bulunmaz

Diriler anlamaz ise de,

Sen anlamışsın derdimden; çağlar evvelinden,

İyi ki benden evvel öldün de görmedin bugünü

İyi ki kahrından değil aşkından öldün Yunus Emre…

9 Şubat 2010 Salı

Martı-Çığlık-Özgürlük

Acaip kuşlar martılar
Bana mı benziyorlar
Uçmak
Özgürlük ütopya mı
Burası neresi
Dünya
Sıkıldım
Martılarla uçabilir miyim
Balıklarla yüzdüm ama
Yüzerken özgürsündür
Bir de koşarken
Acaip kuşlar martılar

6 Şubat 2010 Cumartesi

Cumhuriyet Türkiyesi'nde Bir Mesele Olarak İslam


İSAM konferans salonunda güzel bir konferans vardı. İsmail kara hocanın kitabıyla aynı adı taşıyan bir konferans.”Cumhuriyet Türkiye’sinde Bir Mesele Olarak İslam”.Program tam saatinde başladı, bunu özellikle belirtiyorum çünkü bu noktada tüm konuşmacıların ve organizatörlerin-özellikle bizim mahallenin – daha bir hassas olmasını bekliyorum. Konferanstan önce Hocanın kitabını aldım şöyle bir göz gezdirdim epey hacimli bir kitap. Seminer de kitabın bir nevi özetinin özetinin özeti olmuş oldu, genel hatlarıyla kafamızdaki sorulara ışık tuttu, artık o ışık altında aydınlanmak da bize düşüyor.

Programda aldığım kısa notları amme hizmeti aşkıyla paylaşmak istiyorum. Ne de olsa gencgöllüyüz. biz (reklam)J

  • Din alanında yapılan çalışmalar İslam meselesini kendi meselesi haline getirmiş insanların çalışmaları değil.
  • Türkiye’de İslam’ın müstakil bir mesele olarak tartışılamayacağı düşünülür.
  • Cumhuriyet döneminde İslam’ı konuşmak tarihi konuşmaktır,,Osmanlıyı konuşmaktır,Türk’ü konuşmaktır.
  • Türkiye’nin din ile alakalı problemlerle karşı karşıya kalmasında en büyük etken 60 darbesidir.
  • Türkiye’de askeri darbeler ve iniş çıkışlar arasında kronolojik olarak doğru bir orantı vardır.
  • Cumhuriyet döneminde İslam, aslında Cumhuriyetle başlamış değildir.
  • 1924 sonrası için İslam meselesi açısından Osmanlı döneminin beklenebilir bir devamıdır.
  • Cumhuriyetin ilk 3 yılında din vurgusu daha çok yapılmaktadır.
  • 3 Mart 1924 çok radikal bir dönüşüm noktasıdır.
  • 60 ihtilaliyle birlikte dinin sadece belli kesimlerin işiymiş gibi anlaşılması yanlışına düşülmüştür.
  • Devlet ile din arasındaki zıtlık ya da ayrılık Türk insanın anlayabileceği bir şey değildir.
  • Siyasi merkez hiçbir zaman “devletin dini yoktur” ifadesini kullanmamıştır.
  • Devlet ile din arasında bir ilişkinin olmayacağı fikri anlaşılabilir bir şey değildir.
  • Cumhuriyetin geliştirdiği din algısını imam-hatip ve ilahiyat camiası dönüştürememiş aksine o istikamette ilerlemiştir.
  • Türkiye’de İslam kendi meselemiz mi yoksa başkalarının meselesi mi?
  • Türkiye’de cemaatlerin hukuki bir karşılığı yoktur, hukuken, siyasi varlığı kabul edilen bir tarikat yoktur.
  • Cumhuriyet döneminde birçok şeyin İslam adına muhafaza edilmesi noktasında önemli fonksiyonlar gerçekleştirmişlerdir.
  • Cumhuriyetin ilk meclisinde yazılı olan”onların her işleri istişare iledir” ayet mealine vurgu yaptı, Osmanlı’da divanda hiçbir zaman Ayet-i Kerime yazılı olmadığından bahsetti. Bu ulus devlete geçisin bir tezahürüydü lakin sonraki gelişmeler din kurumunu tartışılır hale getirdi, buradan da din ve devlet ayrımı aldı yürüdü.Bir kördüğüm oldu ki hala çözülebilmiş değil… -Sümeyra Aktaş-

{II. Abdülhamit}


Tarihler adını andığı zaman,

Sana hak verecek hey Koca Sultan,

Bizdik utanmadan iftira atan,

Asrın en siyasi Padişahına

Divane sen değil, meğer bizmişiz!

Bir çürük ipliğe hülya dizmişiz!

Sâde deli değil, edepsizmişiz!

Tükürdük atalar kıblegâhına

- Rıza Tevfik

Hazır Ol!


Bugün pazarda kız kardeşimle dolaşmaya çıkmıştık.
Beş liraya ucuz şallar vardı,onlara bakacaktık,alacaktık.
Yürüyorduk,neşeliydik.
Kapitalizme nasıl da tav oluşumuza isyan ediyorduk bir yandan.
Burjuva Müslümanlığı nasıl bozmuştu doktor abla bizi dedim kardeşime.
Altı sene sonra doktor olacaktı sahiden de.
Bir amca yanımızdan geçti,kolumu sıyırdı da geçti.
Şöyle dedi:
Tek sıra halinde yürüsenize.
Hemen hazır ola geçtim.
Emredersiniz efendim.
Emredersin amca.
Evet ordu bu ülkeyi yönetmeye ç/alışmasın.
Evet insanlar otoriteyi emir cümlelerinde aramasın.
Hayır pazarda kimse bana ne yapacağımı söylemesin.
Evet ben hazır ol kıvamınadan nefret ederim.
Evet,özgürlüğüme sadakat şerefimdir.
Hayır,bu ülkeyi senden çok seviyorum paşam.
Evet,ben martılar gibi çığlık çığlığa bağırmayı seçiyorum.
Evet, hazır oldayım ama senden doğru yoldayım.
Hayır demogoji yapmıyorum.
Sadece cennete gitmek istiyorum.
Mutlu olmak varken bu dünyada,
Geceler geldi dayandı kapımıza
Olduk acımızla,acımızla sarmaş dolaş...
Bekledik düşümüzle , düşümüzle koyun koyuna...



Saygılar, Hürmetler paşam.
Sana da amca.


Etme

video

2 Şubat 2010 Salı

Yol


Yol
Tıpkı hayatın gibi yol
Sonunu durduğun yerden göremezsin
Ancak yolun sonuna gelince
Sonunu anlarsın
Sonumuz hayr ola Rabbim!