22 Nisan 2010 Perşembe
zikr-A.R Rahman
5 Nisan 2010 Pazartesi
Aşka Reddiye
| Kapılmayı göğün maviliğine, Bir güneşle bütün bir gün mutluluğu Unutalı yıllar geçmiş aradan İnansaydım sana eskisi gibi Hatırlat derdim belki yine Sen yoksun ey aşk insanlar arasında yangın yerleri, Kısa yakınlıkların yıkıntıları var İşin kötüsü daha sevginin başında Ellerinde hesap cetvelleri, Kar ve zarar hesaplıyor insanlar Kişiler acıyacak ve kin duyacak Ve sevecek de bir zaman Fakat sürekli sevgiler sağanağını sildim aklımdan Bir zaman resmin olan cebimde ey sevgili! Şimdi dörde katlanmış, İlk kolesterin tahlili Ve aslı olmayan bir şeye, Beni bunca yıl inandırdı diye, Dargın öleceğim Fuzuli ye Aşk yoksun sen seni biz uydurduk, Saatleri unuttuk, aklımızca zamanı durdurduk. |
Hüsrev Hatemi |
29 Mart 2010 Pazartesi
Murat
Yetimlere gitmenin heyecanı üzerimdeyken bindim o gün otobüse. Derse girip yine aynı heyecan ile dinledim “çağdaş demokrasileri!”.Ama heyecan veren ders değil, düpedüz yetimlerdi. Zira ne dünya çağdaş idi ne de demokrasiye bir inancım kalmış idi.
Ben gelmezsem sırattan nasıl geçeyim be Murat, sen olmazsan hesabı nasıl vereyim.
Affet.
24 Mart 2010 Çarşamba
Denizden baban çıksa, yenmez!

Miletcek "modernlik" kelimesini ağzımıza dolayalıberi, yepyeni tadlar denemeyi pek sever olduk. Bir gecede modern olabilen insanların, bir gecede daha sükseli durmak adına damak tadlarının değişmesine şaşmamalı. Köri soslu, buharda pişirilmiş, üç takla attırılıp kürdan batırılmış, başına gelmedik iş kalmamış iki lokma balığı yerken, beğenmeyip öğürmek istediğimde, memleketin en kara cahili ben oluyorum. Niçin? "Biz bilmezük, onlar bilür." Hayır, yeni tadışların gereksizliğinden söz etmiyorum. Hatta davet ediyorum. Fakat amuda kaldırılmış, yerken göz göze gelebileceğimiz börtü böcek yerine, biber salçalı yeşil fasulyeyi tercih edişimin ucu, gerici, gelenekçi, bazen faşist, bazen kro, bazı zaman da muhafazakarlığa dek dokunuyor. Düşünün artık! İnsanın, "Ulan şu çiğ balık, şu börtü böcek kelebek, bizi uygar yapacaktı da, niye bunca yıl zahmet çekip ateş yaktık pişirdik?" diyesi geliyor. Hayır, keşke öğüre öğüre yediklerinizle bitse! Daha bunun abuk sporları, sabuk filmleri, saçma konuşmaları, sapan kıyafetleri... İşin zor dostum, bilmediğin otu yemeden modern olamazsın. Gereksiz ve anlamsız olmasının önemi yok yaptıklarının. Değişik ve daha evvel hiç yapmamış olman kafi.
Yalnız bir risk var; starası uğruna sıkıla sıkıla yaptığın o bir sürü manasız işin ardından debelenmek.
Nasıl mı yani?
Büyükler demiş ki; "Ala keçi gibi bilmediği otu yeyip debelenmeyesice!"
Neymiş?
Her taze ot yenmez.
Denizden baban çıksa, yenmez.
Hıı, her kuşun eti de. :)
ZEHRA AYDOĞDU
21 Mart 2010 Pazar
İrticaya Kapalı Mektup
Sevgili İrtica;
İsmet Özel’in senin için yazdıklarıyla başlamak istiyorum mektubuma: “ Eskiden ne iyiydi, irtica diye bir şey vardı. Gerektiği zaman irtica var, irtica hortladı derdik ve böylelikle siyasi rakibimizi köşeye sıkıştırırdık. Eskiden ne iyiydi. Defalarca peynir gemisinin lafla yürüdüğünü ispat etmişti. Şimdi öyle mi ya? Şimdi ne zaman irtica lafı etsek bazıları “ siz Müslüman değil misiniz?” diye soruyorlar. Ama eskiden ne iyiydi.” Ben de İsmet Özel’in avukatıyım, sözlerini savunma makamındayım. Malum sen yokken köprüden çok sular geçti, devir avukatlık devri şimdi. Gündemden haberdar mısın eskisi kadar bilmiyorum ama avukatlık son dönemlerde epey moda. Herkes birilerinin avukatlığına soyunuyor, tıpkı bir zamanlar seni potansiyel suçlu ilan ettikleri gibi…
11 Mart 2010 Perşembe
Sana İyi Mızıkalar Dylan

Bırak kanasın yara
Yeter ki kınama
Yaralamışsa yaralayan
Bırak kanasın yara
Dindirmek için kanı
Beyhude uğraşma
Gönül ferman dinlemeyecek ne olsa
Sen de beni dinleme öyleyse
Yaraların üzerine tuz basmak
Pansuman yapmaktan daha evla
Hayır,çok arabesk olmadı
Zira bu şarkı böyle söylenmezdi
Makamı tutturamadı
Zaten beceremedim hiç şarkı söylemeyi
Anneme sordum da neden sesim yanık değil diye
Sesinin yanması için aşık olman lazım dedi
Anladım o zaman
Ciğerlerim ve sesim külleşmişti
Detone oldum hayatta
Türkülerim sevmeye gelince Yarım kaldı hep
Bunu bilmemiz lazımdı
“Ben bir selvi boylu yardan ayrıldım”
Deyince bitiyor işte şarkı
Sahnenin perdeleri kapanmadan evvel
Işıkları kapa olur mu?
İsraf olmasın hayatta
İsraf olanlara ağlamak da israf sonra
Bırak kanasın yara
Yeter ki kınama
İçlerde olan zaten orda
Zaten yaklaşıyor yaklaşmakta olan
Ben korkmuyorum senden
Allah’tan korkuyorsam bir sebebi var zira
Ama sebepsiz duyguları da var Allah’ın
Yalnız unutma
Sen ve ben
Sebepsiz değiliz!
Bob Dylan iyi söylüyor
Lakin
Malcolm X ya da Malik el Şahbaz
Müslümandı
Unutma
Sümeyra.
Bob gibi şarkı söylemek değildi muradım
Malcolm gibi hayatın baharında detone olmaktı
Sana iyi mızıkalar Bob
Mızıkma ama…
Sümeyra AKTAŞ
Bob ve Sara ve Mecnun dedem

Seni nasıl tanıdım? bilmiyorum.
Bir haberci beni tropik bir fırtınaya sürükledi
Sen oradaydın, kışın, kar üstündeki ayışığı
Ve zambak, göletteki dar geçitte,hava ılıkken...
Patiska elbiseli, esrarengiz akrep burcu insanı
Sara sara
İşeyaramazlığımı affetmelisin.